Kırklareli’nde Görülmesi Gereken 25 Yer

Bu yazımda Kırklareli il genelinde bulunan ve mutlaka görülmesi gereken 25 Yer olarak bir derleme yaptım. İyi seyirler.

1 – Ayasofya ( Gazi Süleyman Paşa Camii ) – Vize

6. yüzyılda İmparator Jüstinyen döneminde kilise olarak inşa edilmiş olan bu Bizans Kilises, Osmanlı döneminde Gazi Süleyman Paşa tarafından camiye dönüştürülmüş. Kareye yakın dikdörtgen planlı, üç apsisli ve on altı köşeli bir tanbur üzerine oturan kubbeye sahip. Günümüzde cami olarak kullanılıyor. Türkiye’de bulunan 9 “Ayasofya” yapısından biri olması nedeniyle kültürel ve turistik bir çekim merkezi durumunda.

2 – Cedit Ali Paşa Camii – Babaeski

Mimar Sinan’ın önemli eserlerinden biri olan bu caminin Edirne’deki Selimiye Camii’nin bir minyatürü olduğu kabul edilir. 1555 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Sadrazam Cedit Ali Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmış. Tek şerefeli ve oldukça zarif bir minaresi var. 1912 Balkan Harbi sırasında Bulgarlar tarafından minaresi yıkılmış, ancak Cumhuriyet döneminde aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş. Kentin simgesi bence.

3 – Sokollu Mehmet Paşa Camii ve Külliyesi – Lüleburgaz

Osmanlı Sadrazamı Sokollu Mehmet Paşa tarafından 1570 yılında Mimar Sinan‘a yaptırılmış bu külliye. Büyük ustanın yaptığı bu külliyeden günümüze ulaşan yapılar şöyle ; Cami, hamam, medrese odaları, sıbyen mektebi ve dua kubbesi. Özellikle cami ve hamam en çok ilgi gören kısımlar.

4 – Longoz Ormanları – İğneada

İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük longoz orman ekosistemi durumunda. Karadeniz kıyısında, Bulgaristan sınırına yakın bir konumda bulunan bu doğa harikası, 2007 yılında milli park ilan edilmiş. Park içerisinde Mert, Erikli, Hamam, Pedina ve Saka Gölleri, sazlıklar, kumullar göze çarpıyor.

5 – Hızırbey Camii ve Külliyesi – Kırklareli Merkez

Trakya’nın en eski Osmanlı yapılarından biri olarak kabul ediliyor. 1383 yılında Sultan I. Murat’ın akıncı kumandanlarından Köse Mihalzade Hızır Bey tarafından yaptırılmış. Cami, hamam ve bedesten günümüze ulaşmayı başarmış. Külliye, 1824 yılındaki büyük depremden sonra ciddi bir onarım görmüş.

6 – Dupnisa Mağarası – Demirköy

Trakya’nın turizme açılmış tek ve en büyük mağarası. Yaklaşık 180 milyon yıl önce oluşmuş bu doğal yapı, içinden nehir geçen “Sulu Mağara” ve sarkıt-dikitleriyle ünlü “Kuru Mağara” olmak üzere iki katlı bir sistemden meydana geliyor. Toplam uzunluğu 2.720 metre ancak yaklaşık 500 metrelik bir bölümü turizme açık. Dışarısı ne kadar sıcak olursa olsun, mağaranın içi yıl boyu serin. Kuru mağarada sıcaklık ortalama 17°C, sulu mağarada ise 12°C civarında.

7 – Alpullu Köprüsü ( Mimar Sinan Köprüsü ) – Alpullu

Babaeski merkezinden biraz uzaklaşıp Alpullu Kasabası’na geliyoruz. Burada bizi devasa bir Sinan köprüsü karşılıyor. Alpullu, Sinanlı, Mimar Sinan Köprüsü gibi isimler ile anılan köprünün uzunluğu yaklaşık 124 metre. Ergene Nehri üzerindeki bu köprü 5 kemerli olarak inşa edilmiş. Babaeski denince bu anıtsal köprüyü pas geçmek olmaz.

8 – Aya Nikola Manastırı – Kıyıköy

Dünyanın en eski kaya manastırlarından biri olarak kabul ediliyor. MS 6. yüzyılda, İmparator I. Justinianus dönemine tarihlenen bu yapı, bölgedeki Bizans dönemi kaya manastırı mimarisinin en iyi örneklerinden biri.

9 – Sokollu Mehmet Paşa Köprüsü – Lüleburgaz

Mimar Sinan, Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi’ni yaparken Lüleburgaz Deresi üzerine bu köprüyü de inşa etmiş. 84 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğindeki taş köprü, dört sivri kemerden oluşuyor. Ayrıca 6 ufak boşaltma gözü daha var. Hiç şüphesiz büyük ustanın unutulmaz eserlerinden biri.

10 – Vize Antik Tiyatrosu – Vize

Vize Antik Tiyatrosu, Trakya bölgesinde gün yüzüne çıkarılmış tek antik tiyatro olması nedeniyle eşsiz bir tarihi öneme sahip. 2. yüzyılda, Roma İmparatoru Antoninus Pius döneminde inşa edilmiş. 1995-1997 yılları arasında Kırklareli Müzesi tarafından yapılan kazılarla ortaya çıkarılmış. Kesinlikle ziyaret edilmeli.

11 – Vize Kalesi – Vize

M.Ö. 72-76 yıllarına, Roma dönemine kadar uzanan ve Bizans döneminde Jüstinyen tarafından tekrardan inşa edilen tarihi bir savunma kalesi burası. Surların inşasında iri blok taşlar ile moloz taşlar kullanılmış, araları Horasan harcıyla doldurulmuş. Kaleden günümüze kısmen gelmeye başarmış kısımla var. Kalenin olduğu tepe hem manzarası hem de sessizliği ile oldukça huzur veren bir lokasyon.

12 – İğneada

Karadeniz kıyısında hem denizi hem de devasa longoz ormanlarını bir arada sunan eşsiz bir belde burası. Karadeniz’in hırçın ama temiz sularına sahip geniş bir kumsalı var. Yaz aylarında oldukça popüler bir yer.

13 – IV. Murat Köprüsü – Babaeski

1633 yılında, Osmanlı Padişahı IV. Murat’ın Bağdat Seferi’ne çıkarken ordusunun geçişini kolaylaştırmak amacıyla inşa ettirdiği köprü. Kesme taş malzemeden yapılmış, 6 kemerli bir köprü. Köprü üzerinde yer alan seyir köşkü döneminin sanat anlayışını yansıtan bir özelliği.

14 – Binbir Oklu Ahmet Bey Türbesi – Pınarhisar

1369 yılı civarı inşa edildiği düşünülen türbe, Osmanlı’nın Balkanlar’a geçiş dönemindeki önemli akıncı komutanlarından birine ait. Sultan I. Murat tarafından yaptırılan türbe, sekiz köşeli bir plana sahip. Rivayete göre Ahmet Baba, Pınarhisar’ın fethi sırasında vücuduna 1001 ok isabet etmesine rağmen ancak bu şekilde şehit edilebildiği için bu isimle anılmakta.

15 – Kadı Ali Camii – Lüleburgaz

14. yüzyılda Hacı İlbeği tarafından oğlu Gazi Ali Bey adına yaptırılmış bu cami. Lüleburgaz’a O zaman için Pınarhisar’dan getirilen taşlarla kare planlı ve tek minareli olarak inşa edilmiş ufak bir cami.

16 – Dört Yüzlü Çeşme – Babaeski

Fatih Çeşmesi olarak da biliniyor. İlçenin en önemli Osmanlı dönemi su mimarisi örneklerinden biri. Yapı, dört cephesinde de musluk ve yalak bulunması nedeniyle halk arasında “Dört Yüzlü” veya “Dördüzlü” çeşme olarak adlandırılmış. Her cephesinde sivri kemerli nişler var. Üst kısmı genellikle piramidal bir çatı veya düz bir silme ile örtülü.

17 – Alman Çeşmesi – Kırklareli Merkez

Halk arasında Alman Çeşmesi olarak bilinen yapı, aslında resmi kayıtlarda Büyük Cami Çeşmesi veya Çarşı Çeşmesi olarak geçiyor. Birçok kaynakta 19. yüzyılın sonlarında (1898 civarı) Edirne Valisi Hacı Adil Bey tarafından yaptırıldığı belirtiliyor. Alman Çeşmesi” adını almasıyla ilgili kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte; Balkan Savaşları sonrası Bulgar işgalinde yıkılan bir caminin yerine yapılması ve o dönemdeki Osmanlı-Alman yakınlaşmasının etkisiyle bu ismin halk diline yerleştiği düşünülmekte.

18 – Büyükkarıştıran Köprüsü – Büyükkarıştıran

Lüleburgaz’dan biraz çıkıp yine Lüleburgaz’a bağlı Büyükkarıştıran Kasabası’na geliyoruz. Burada 16. yüzyıla tarihlenen anıtsal nitelikte bir köprü bulunuyor. Büyükkarıştıran Köprüsü veya Koca Köprü olarak da anılan bu yapının bazı kişilerce Mimar Sinan tarafından inşa edildiği söylense bile henüz bu ispatlanmış bir iddia değildir.

19 – Hasan Bey Camii – Vize

14. yüzyılın sonlarına kadar bir sinagog olarak kullanıldığı bilinen yapı, Gelibolulu Hasan Bey tarafından camiye dönüştürülmüş. Kare planlı, kübik gövdeli bir yapı. İçini açık bulmak neredeyse imkansız. Çeşitli zamanlarda defalarca gittim ama bir türlü içini göremedim.

20 – Kıyıköy

Karadeniz’in hırçın dalgaları ile yemyeşil doğanın birleştiği, iki dere arasında kalan yüksek bir kayalık üzerine kurulu, eski bir Rum balıkçı kasabası. Hem deniz hem de tarih turizmi açısından oldukça popüler bir yer.

21 – Fatih Dökümhanesi – Demirköy

Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli askeri sanayi tesislerinden biri olarak kabul ediliyor. İstanbul’un fethinde kullanılan meşhur “Şahi” toplarının bir kısmının ve güllelerinin burada döküldüğü tarihi kaynaklarda belirtiliyor. 15. yüzyıl ortalarında inşa edilen dökümhane, bölgedeki zengin demir yatakları ve ormanların sunduğu odun kömürü imkânı nedeniyle seçilmiş.

22 – Pınarhisar Kalesi – Pınarhisar

Bizans İmparatorluğu döneminde muhtemelen 6. yüzyılda, I. Justinianus zamanında bölgenin savunmasını sağlamak amacıyla inşa edilmiş. Stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca pek çok kuşatmaya tanıklık etmiş. Kaleden günümüze bazı kısımlar gelebilmiş.

23 – Kırklareli Müzesi – Kırlareli Merkez

1894 yılında inşa edilmiş tarihi bir belediye binasında hizmet veriyor bu müze. 1930 yılında Atatürk tarafından ziyaret edilen bu yapı, 1994 yılından itibaren bölgenin zengin arkeolojik ve etnografik mirasını sergilemek amacıyla müze olarak kullanılmaya başlanmış.

24 – Zindan Baba Türbesi – Lüleburgaz

İlçe merkezindeki eski Hükümet Konağı’nın yanında yer alan ve 14. yüzyıla tarihlendiği tahmin edilen gizemli bir anıt mezar burası. Tuğla ve köfeki taşından inşa edilmiş. Halk arasındaki anlatılara göre, burada yatan zatın bir “zindan görevlisi” veya “zindana atılmış bir veli” olduğuna inanılır. Bir rivayete göre; zindandaki suçluları her sabah “Haydi gidin” diyerek serbest bıraktığı, ancak suçluların kaçmayıp geri geldiği, bu kerameti üzerine “Zindan Baba” olarak anıldığı söylenir. Bir diğer görüşe göre ise yapı aslında bir türbe değil, Lüleburgaz Kalesi’nin bir burcudur ve alt katı zindan olarak kullanıldığı için bu ismi almıştır.

25 – Zafer Anıtı – Lüleburgaz

Çeşme olarak da bilinen bu yapı aslında 1917 yılında I. Dünya Savaşı sürerken, Lüleburgaz’ın düşman işgalinden kurtuluşu ve kazanılan zaferlerin anısına inşa edilmiş anıt niteliğindeki bir yapı. Köfeki taşından yapılmış, dikdörtgen sütun formunda anıtsal bir eser. Üzerinde dört topuzlu küçük bir kubbe ve pirinç bir ay bulunuyor.

Kırklareli’ne ve diğer tüm gezdiğim yerlere ait fotoğraflarımın kullanımı için benimle iletişime geçebilirsiniz.

foto.sinandogan@gmail.com

https://www.instagram.com/_sinandogan_/

Yorum bırakın